Halen ülke genelinde 2 bin 500 merkez faaliyet gösteriyor. Devlet, engellilerin eğitimi için 2019 yılında 3.4 milyar lira kaynak ayırdı. Önceki yıllarda da her yıl bütçeden önemli kaynak aktarıldı. Ancak, bu merkezlerde çalışan eğitimciler çalışma şartlarının ağırlığından, ücretlerin düşüklüğünden yakınıyor.

Mutsuz insanların çalıştığı merkezlere devlet ne kadar cömert kaynak aktarsa da engelli çocuklarımızın hakkıyla eğitim alamama riski bulunduğunu göz ardı etmemek gerekir.

Türkiye Rehabilitasyon Öğretmenleri Platformu’nun KPSS Cafe aracılığıyla yaptığı çağrıya kulak verelim:

Bizler; özel gereksinimli öğrencilerin özel öğretmenleriyiz. Bizler, rehabilitasyon merkezlerinde aktif çalışan 27.500 öğretmenin sesiyiz.

Ülkemizde 2500 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde 300.000 öğrenci, 40.000 personel ve 27.500 öğretmen çalışmaktadır. Aramızda sertifikalı zihin engelliler sınıf öğretmeni, özel eğitim öğretmenleri ve okul öncesi öğretmenleri bulunmaktadır. Bizler bu öğrencilere hayatı nasıl idame ettirmeleri gerektiği yönünde öz bakım, günlük yaşam, sosyal hayat, toplumsal yaşam, türkçe ve matematik dersleri vermekteyiz. Ailelerin ve okullarda öğretmenlerinin öğretemedikleri davranış ve derslerini bizler öğretiyoruz. Bu çocuklara birer ümit, ışık ve gelecek veriyoruz. Hayatlarını artık nasıl devam ettirmeleri konusunda eğitimler veriyoruz.

Okul öğrencilerine ise sınıflarındaki arkadaşları ile aynı seviyeye getirme çabası gösteriyoruz. Yıllardır bu iş ve sektördeyiz, yaşamımızı bu öğrencilerimize adadık. Ailemizden çok bu kurumdaki arkadaşlarımızı ve öğrencilerimizi görüyoruz, Ailemize ve çocuklarımıza istediğimiz vaktimizi ayıramıyoruz. Haftada 1gün ne kadar vakit ayırabiliriz ki ailemize ve çocuklarımıza.1 günde ise 6 günün yorgunluğunu ne kadar atabiliriz.

Hükümetin bizlerin (27.500 öğretmenin) sesini duymasını istiyoruz. Aramızda bu kurumlarda 1 yıl, 3 yıl, 5 yıl ve daha fazla çalışan arkadaşlarımız bulunmaktadır. Yeterli bilgi ve tecrübelerimiz de vardır. Devletten dershanede 6 yıl çalışan ve ücretli öğretmenlikte 540 prim günü yatan öğretmenlerin atamasını yaptığı gibi bizlerin de atamasının yapılmasını talep ediyoruz. Bu 2 alımda da bizler ya unutulduk ya da es geçildik. Aynı zamanda özlük haklarımızın da iyileştirilmesini talep ediyoruz. Ödül ve cezada 657 sayılı Devlet Memurları Kanuna bağlıyız. Ama maaşımız 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde belirlenmektedir. Buna bağlı olarak da öğretmenlerimize asgari ücret verilmektedir. Şu durumda birçok öğretmen arkadaşımız personeller (şoför-hizmetli-hostes) ile aynı ücreti almaktadır. Asgari ücret karşılığında çalıştığımız yetmezmiş gibi haftanın 6 günü ve haftalık 40 saat çalıştırılıyoruz.

Birçok yerde arkadaşlarımız 08:00-16:40 veya 09:00-18:40 arasında çalışmaktadır. Kıdem tazminatları belirli süreli iş sözleşmesine dayanarak yılda bir veya 2 yılda bir imzalanmakta ve kıdem tazminatları ödenmemekte ya da istifaya zorlanıp kıdem tazminatları verilmemektedir. Öğretmenlerimizin sömestir (yarıyıl tatili) ve yaz tatili bulunmamaktadır. Yılın 52 haftası çalıştırılmaktadır ve yıllık izinleri kullandırılmamaktadır. Kullandırılan yıllık izinler ise işçi statüsünde olup 1. yıl izin yok, 2. yıldan itibaren ise yılda 14 gündür. Doğum veya ölüm izinlerimiz dahi kullandırılmamaktadır. Öğretmenlerimizin bu mağduriyetlerinin giderilmesini Milli Eğitim Bakanlığımızdan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından talep etmekteyiz. Umarız bu sesimiz duyulur ve 27.500 öğretmenimize yararımız dokunur, herkes hak ettiği değeri alır.

Memur Haberleri | ANKARA